6 Ocak 2008 Pazar

şarkılar ki hep dokunur bir yere...



öyle bir şarkı ki atilla ilhandan okuduktan sonra üzerine yıllar sonra bu ezgiyle yaşardan dinleyince mıh gibi aklıma çakılmış...

beni koyup gitme

beni koyup gitme ne olursun
durduğun yerde dur
kendini martılarla bir tutma
senin kanatların yok
düşersin yorulursun
beni koyup gitme ne olursun

bir deniz kıyısında otur
gemiler sensiz gitsin bırak
herkes gibi yaşasana sen
işine gücüne baksana
evlenirsin çocuğun olur
beni koyup gitme ne olursun
sonun kötüye varacak
beni koyup gitme ne olursun

elimi tutuyorlar ayağımı
yetişemiyorum ardından
hevesim olsa param olmuyor
param olsa hevesim
yaptıklarını affettim
beni koyup gitme ne olursun
seninle gelmeyeceğim yine de

 

eski bir şarkı belki ama eylem aktaş yorumu illa ki dinlenmeli...
çaresizlik bu kadar mı güzel anlatılır insanı ana diline aşık ediyor ister istemez..

kömür gözlerin


bu yarayı ta ezelden tanırdım
bir kaşı karaya kul etti beni
ben bu derdi yere çaldım sanırdım
bir kuru çalıya dal etti beni

mendilinde kimin ismi oyalı
bilemedim senin aslın nereli
söyle güzel ben de olam oralı
o kömür gözlerin del'etti beni

yüce dağlar gibi başım kar idi
bir incecik yel vurdu da eridi
dilim dönse bir kelamım var idi
yüreğime bastı geçti yol etti beni

mendilinde kimin ismi oyalı
bilemedim senin aslın nereli
söyle güzel ben de olam oralı
o kömür gözlerin del'etti beni



bir de Sezen var dinle dinle yürek yakan... söyle boğaza karşı elinde bir simit bir bankta oturuken dinlemek lazım gece çökerken şehre ta ki ışıklar yanana kadar karşı kıyıdan...


ne ağzımın tadı var ne canda huzur
gönül nasıl derin bir kederde
aşkından ümidi kestim ama hiç olmazsa
evim şenlensin sohbete gel de
sen hiç farketmeden kalp kırmadın mı
merak edip vicdanına sormadın mı
ne yaptım ben sana bu kadar nihayet
ben de bir anadan doğmadım mı
bir daha olmaz, bin kere tövbe
kan davası mı bu nasıl öfke
perişanım şimdi mutlu oldun mu
başını yastığa rahat koydun mu
perişanım şimdi mutlu oldun mu
başını yastığa rahat koydun mu